30 Eylül 2008 Salı

Apaçi Gençlik Hareketi




İlk yazımı yaşadığım şehir olan Ankara'da bolca bulunduklarından ötürü apaçilere ayırmak istedim.(umarım beğenirsiniz,beğendiniz mi beğendiniz mi diye devam eden buram buram güvensizlik kokan yazılara benzedi eheheh) Neyse,Ankara’da nüfusun önemli bir kısmını oluşturuyor Apaçi Gençlik Hareketi mensupları,halk arasındaki tabirleriyle “kıro”lar.İnsanlarla aynı kökene sahip olsalar da yıllar boyunca çeşitli mutasyonlarla bir yan tür haline dönüşmüşler.En belirgin özellikleri duvar yıkacak sertlikte saçlara sahip olmaları.Cambridge Üniversitesi bilim adamlarının araştırmalarına göre apaçilerin saç köklerinden onlar arasında “briyantin” olarak isimlendirilen,ama bizim sofistike Cambridge entellerimizin “jöle” dediği bir madde salgılanmakta.Çok esnek vücutlara sahipler-bunu Crazy Dance in Kayseri adlı müzikal filmlerinde insanoğluna açıkça gösterdiler-ve her türlü müzik türüne değişik kafa el bacak hareketleriyle-buna da kopmak diyorlar kendi aralarında- tepki veriyorlar.Yıllar boyunca elde ettikleri tecrübe sonucu artık her ortama adapte olabilen türler de var.Eskiden “kösele sivri burun” adındaki çarıkları giyen apaçiler,şimdi 7'den 70'e tüm gençliğin tiryakisi olduğu-bir zamanlar alternatif gençlikten başka kimsenin umursamadığı- converseleri
bile giyebiliyorlar.Beslenme biçimlerine gelince,çok değişik tezler ortaya atılsa da bilim insanları arasındaki genel kanı apaçilerin temel besin kaynağının “dişi insan” olduğu yönünde.Avlarını elde edebilmek için 4 kişilik arabaya 7 kişi binip “kız kaldırma”(anlamı:avla tanışma,tanışma periyodundan sonra parçalara ayırma) turları yapmak,beğenilen avı 3lü 4lü gruplar halinde evine kadar takip etmek,pusudayken geçen avları tavlamak için laf atmak yaptıkları ritüellerden sadece bir kaçı.Resmi dilleri Arabeskçe ve bayrakları bir kadın silueti.



29 Eylül 2008 Pazartesi

İlk Blog

Başlığım Güzin Abla’ya gelen mektuplar tadında olsa da devamı “Beni sevdiğini söyledi ilk aşkımdı ama o günden sonra bir daha aramadı ne yapayım Güzin Ablacımcımcım??” olarak gelmeyeceği için endişe etmeye gerek yok.Aslında neden yazdığımı da ,sizin neden okumanız gerektiğini de bilmiyorum.”Mükemmel İnsan Olmanın 1001 Yolu!!!” tadında yazılar bekliyorsanız,kendinizi hemen en yakın Migros Tansaş kitap satış bölümüne ışınlamanızı rica ediyorum.–ki bu kıytırık kitaplar nedense 10 un kuvvetleri artı bir tane maddeye sahiptir hep,sanki yazan 1000 tane bulmuş da tam kitabı baskıya verecekken “Kanka accayip manyak bi madde daha geldi aklıma,işte bu işte buu!!!” demiş gibi,neyse bu konuya ayrıca değiniriz sonradan- Bu blog sayfamda,mütemadiyen saçmalayacağımı tahmin ediyorum,umuyorum.Okuyunca bir şeyler kazanmaktan ziyade kaybetmeniz bile olası.Neyse ilk blogun kısası iyidir.Şimdilik bu kadar.